18 Mayıs tarihinde ilk halka arzını gerçekleştirerek borsaya açılan Facebook, dün ilk kez bir çeyrek sonu finansal rapor açıklaması gerçekleştirdi. Yapılan açıklamaya göre Facebook‘un 2. çeyrek gelirleri, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %32 oranında artarak 1,18 milyar Dolar olarak gerçekleşmiş. Buna karşın firma, özellikle halka arz sonrasında çalışanlara verilen hisse payları nedeniyle 2. çeyrekte 157 milyon Dolar zarar açıklamakta. Açıklanan rakamlar, analist beklentilerinin üzerinde olmakla beraber, yatırımcıların mutlu olmadıkları ve firmanın dün borsada %8,5 oranında değer kaybettiği görülmekte.

Facebook’un yayınladığı çeyrek raporuna bakıldığında, sosyal ağ devinin 30 Haziran itibarıyla aylık aktif kullanıcı sayısını bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %29 arttırarak 955 milyona taşıdığı gözleniyor. Firma ayrıca Haziran ayı boyunca günlük ortalama aktif kullanıcı sayısının da %32′lik bir artışla 522 milyona ulaştığını açıklıyor. Firmanın mobil aylık kullanıcı sayısı ise geçen yıla kıyasla %67 oranında artmış ve 543 milyon olmuş. Facebook, bu rakamların artmasında iOS ve Android için yeni çıkarttıkları ürün ve servislerin çok etkili olduğunu duyurmakta.

Facebook’un açıkladığı finansal verilere baktığımızda ise, ikinci çeyrekteki toplam gelirin %84′ünün yani 992 milyon Doların reklamcılık gelirlerinden oluştuğu görülüyor. Firma, bu rakamın bir önceki yılın ayn dönemine kıyasla %28 oranında arttığını açıklamakta. Bu rakama 192 milyon Dolarlık diğer gelirler de eklendiğinde Facebook’un 2012 ikinci çeyreğindeki geliri 1,18 milyar Dolara ulaşıyor. Ancak Facebook’un Mart – Haziran arasındaki dönemde masrafları ve ödemeleri ise bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %295 oranında artmış ve 1,93 milyar Dolar olmuş. Bu rakamın 1,3 milyar Dolarının halka arz sonrası hisse teminat ödemelerinden kaynaklı olduğu duyurulmakta.

Facebook, söz konusu çeyrek açıklamasını yapmadan önce analistler gelirlerin 1,15 milyar Dolar civarında olacağını ve zararın daha büyük olabileceğini öngörmekteydiler. Dolayısıyla Facebook aslında analist beklentilerini aşan bir çeyrek sonu raporu açıkladı. Firmanın gelirlerinin artıyor olması da iyiye işaret olarak yorumlanmakta. Ancak Facebook yatırımcıları, bu işaretlerden o kadar emin olmasa gerekler ki yapılan çeyrek açıklaması sonrası Facebook hisseleri borsada düşüşe başladı. Nasdaq borsasında dün işlem günü sona erdiğinde Facebook hisseleri 26,84 Dolardan işlem görmekteydi. Yani Facebook hisseleri, yapılan çeyrek sonu finansal rapor açıklamasıyla birlikte 1 gün içinde yaklaşık %8,5 oranında değer kaybetti.

Hava sahası içerisinde kontrolü ele geçirilmiş bir İHA (insansız hava aracı) ile suç işlemenin, daha da kötüsü bir katliam yapmanın ileri hacking teknikleriyle mümkün olduğu bildirildi. Konuya ilişkin bilgi, Amerikan Kongresi’nin içgüvenliğe bakan alt komisyonuna sunuldu. Teksas Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Todd Humphreys, vekillere GPS (küresel konumlandırma sistemi) kullanarak bir İHA’nın nasıl kumanda edilebileceğini gösterdi

Yetkililer, Amerikalı emniyet güçlerinin kullandıkları İHA’lar da dahil olmak üzere bir çok insansız hava aracının şifrelenmemiş GPS sistemleriyle kumanda edildiğini; bu nedenle hacklenmelerinin mümkün olduğunu belirtiyorlar. Buna göre bir tüketici elektroniği mağazasından temin edilecek basit bir GPS cihazı, İHA’yı takip ettiği orijinal sinyal hattından çıkartabiliyor. Doç. Dr. Humphreys, bu yöntemi kullanarak bir İHA’yı kontrol edebilmenin “millerce uzaktan” bile mümkün olabildiğini ifade ediyor.

Amerikan ordusu, polis teşkilatından farklı olarak, özellikle Afganistan gibi savaş bölgelerinde şifreli GPS teknolojilerini kullanıyor. Ancak bu tür teknolojilerin geniş ölçüde kullanılmalarının da hazineye büyük maliyetler getirdiği ifade ediliyor.  Diğer yandan, devlet harcamalarını kontrol eden Government Accountability Office (GAO), insansız hava araçlarının regülasyonu konusunda İç Güvenlik Bakanlığı ile Federal Havacılık Kurumu FAA’in daha sıkı bir işbirliği içerisine girmeleri yönünde telkinde bulunuyor.

İHA’lar, hem bunları üreten havacılık ve savunma endüstrisi, hem de operasyonları dolayısıyla önemli bir eko sistemi oluşturuyor. Son yıllarda ABD’de çok sayıda firmanın İHA komponenti üretmek için kurulduğu belirtiliyor. Mahremiyet konusunda faaliyetlerde bulunan sivil toplum kuruluşu  Electronic Privacy Information Center, İHA’ların lisanslandıkları amaçların dışında kullanılmaması için daha sıkı regülasyon kuralları konulmasını talep ediyor. İHA ekseninde yeni tartışmalar kaçınılmaz görünüyor.

Savunma Sanayi İcra Komitesi, dün başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında bir toplantı yaptı. Toplantıda, Türkiye açısından kritik sayılabilecek projeler ele alındı

 

Savunma sanayinde atılacak adımlar, alınacak önlemler masaya yatırıldı. Toplam 3.5 saat süren toplantı sonunda alınan kararlar yapılan yazılı açıklamayla kamuoyuna duyuruldu.

Alınan kararlardan biri Türkiye’nin uydu çalışmalarına yönelik. Savunma Sanayi İcra Komitesi, Türkiye’nin uzaydan daha kapsamlı yararlanabilmesi için bir uydu fırlatma üssünün projelendirilmesine karar verdi.

Toplantıda uzun menzilli bölge hava ve füze savunma projesi de ele alındı. Proje kapsamında bugüne kadar alınan proje tekliflerinin iyileşltirilmesi için Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın bu firmalarla görüşmeyi sürdürmesi yönünde karar alındı.

Toplantının bir diğer gündem maddesi de milli insansız hava aracı ANKA oldu. Komite, ANKA’nın daha uzun menzil ve yük taşıma kapasitesine sahip yeni bir modelinin tasarımı için adım atılmasına karar verdi. Daha önceden yetkilendirilen firma ile ön tasarım konusunda görüşme başlatılacak.

Komitenin aldığı karar çerçevesinde yerli sanayiye yönelik destekler artırılacak. Aynı kapsamda yeni “Teşvik Kredi Sistemi”nin kurulumu için Savunma Sanayi Müsteşarlığı’na yetki verildi.

Boeing, dünya sivil havacılık endüstrisine yönelik hazırladığı ve 2009 – 2028 yıllarını kapsayan “Pazara Bakış” raporunu açıkladı. Rapora göre Boeing; dünyada önümüzdeki 20 yıl içinde toplam 3.2 trilyon dolar değerinde, 29.000 adet yeni yolcu ve kargo uçağına ihtiyaç duyulacağını öngörüyor. Boeing, havacılık endüstrisinin gelecek 20 yılına yönelik projeksiyonlarını oluştururken, havacılık sektörünün yakın gelecekte karşılaşacağı ekonomik durgunluk, yolcu ve kargo trafiğinde düşüş ve yakıt fiyatlarında beklenmedik değişimler gibi dinamikleri dikkate aldı. 

Boeing Ticari Uçaklar Pazarlama Başkan Yardımcısı Randy Tinseth, “Dünya ticari havacılığı, günümüzde ciddi bir daralma yaşıyor. Ancak sektördeki bu tür düşüş ve yükselişler, havacılık endüstrisinde döngüsel olarak sürekli yaşanıyor. Son 30 yıllık süreçte yaşanan iyi ve kötü dönemlere rağmen, esnek yapısı sayesinde havacılık pazarının her yıl ortalama %5 büyüdüğünü görüyoruz. Temel göstergeler, önümüzdeki 20 yılda, yeni uçaklara çok güçlü bir talep olacağını ortaya koyuyor.” dedi.

Boeing’in hazırladığı rapora göre, gelecek 20 yılda, dünyanın toplam yolcu trafiği her yıl ortalama %4.9 oranında artacak. Yüksek yakıt fiyatları, yaşlanan klasik model uçaklar ve çevrenin korunması yönünde artan endişeler nedeniyle, verimliliği yüksek yeni jenerasyon uçaklara olan talep artarak devam edecek. Amerika ve Avrupa pazarında daha çok eski uçakların yeni modellerle değiştirilmesi söz konusu olurken; Çin, Hindistan ve Ortadoğu gibi dinamik nüfusa ve artan gelire sahip pazarlar ise sağlam bir şekilde büyümeye devam edecek.

Boeing’e göre, 20 yıllık süreçte, tek koridorlu uçak pazarı %67 ile sektörde en büyük paya sahip olacak. Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya Pasifik bölgesindeki bazı ülkelerde yaşanan yoğun hava trafiği, tek koridorlu uçakların pazar payının artmasında önemli rol oynayacak. Aynı dönem içinde çift koridorlu uçak pazarı ise yatırım anlamında en büyük paya sahip olacak. Çift koridorlu uçaklara en büyük talep %40 oranında Asya Pasifik pazarından gelirken, Avrupa pazarı %27 ile ikinci sırada yer alacak.

Boeing, Asya Pasifik bölgesinin, uçak sayısı ve toplam yatırım açısından en büyük pazar olacağını tahmin ediyor. Buna göre, gelecek 20 yılda Asya Pasifik bölgesinin dünya ticari havacılığındaki payı %32’den %41’e yükselecek. Bu pazarda 20 yıl içinde, 1,13 trilyon dolar değerinde, 8.960 yeni uçağa ihtiyaç duyulacak.

Öte yandan Boeing, dünya sivil havacılık tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak kabul edilen, en son modeli 787 Dreamliner üretiminde son aşamaya geldi. İlk uçuş öncesi son testlerin uygulandığı 787 Dreamliner, Haziran ayının sonunda göklerdeki yerini almaya hazırlanıyor. Test programı kapsamında 6 adet üretilen 787’lerin ilki, lansman müşterisi Japon ANA Havayolları’nın renkleriyle uçacak. Sivil havacılık tarihinin en başarılı yeni modeli olan Boeing 787 Dreamliner, bugüne kadar 56 havayolu şirketinden 865 sipariş aldı

Şifreleme bile bazen güvenlik sorunlarına çözüm olmayabilir. Bu yazımızda sizlere adım adım kişisel verilerinizi nasıl güvende tutacağınızı anlatıyoruz.

Sanal ortamda saldırı düzenleyen aktif hacker grupları oldukça, bilgisayarınızdaki veriler güvende olmayacaklardır. Bu yüzden verilerinizi doğru şekilde şifrelemenizin zamanı geldi.

İşletim sisteminizin başlangıç şifresi sanıldığının aksine bilgisayarınızı şifrelemez. Az sayıda kullanıcı tarafından kullanılan tüm diski şifreleme ise iyi bir yöntem fakat yine de sizi izleyen gözlerden veya bilgisayarınızı incelemek isteyen yöneticilerden koruyamaz. Bunların yerine birçok başarılı güvenlik uygulamasında olduğu gibi aşamalı olarak kurulmuş bie güvenlik sistemi kurabilirsiniz. Bu oldukça basit, hızlı ve bedava bir yöntem.

Aşamalı koruma sağlamak için gereken adımları kısaca özetleyelim:
1. Tam şifrelenmiş hard disk bölümü oluşturmak.
2. Şifrelenmiş bir bölüm yaratmak. (Bu bölüm sizi bilgisayarınızdaki verileri izinsiz almaya çalışanlardan koruyacaktır)
3. Bilgisayarınızın çalınma ya da kaybolma durumuna karşı takip programı kurmak

More

Yeni Zelanda’da tutuklanan ve ABD’ye iadesi istenen Megaupload kurucusu Kim Dotcom, yeni yayınladığı bir kliple birlikte ABD yetkililerine karşı verdiği mücadeleyi bir üst seviyeye çıkarttı. ABD hükümetinin kapalı kapılar ardında Hollywood ile çeşitli pazarlıklar yaptığını ve kendisinin de bu bağlamda hazırlanan bir komploda kurban seçildiğini ileri süren Dotcom, yayınladığı klip ile birlikte herkesi ifade özgürlüğünü savunmaya ve ABD yönetimini protesto etmeye çağırıyor.

Megaupload kurucusu Kim Dotcom, Megaupload sitesini kapatan ve site yöneticilerinin nitelikli dolandırıcılık suçundan ABD’ye iade edilmesini talep eden ABD’li yetkililere karşı yepyeni bir kampanya başlattı. Ocak 2012′de Yeni Zelanda’daki evinde polisiye filmleri aratmayacak bir baskınla göz altına alınan Dotcom, özellikle son 3 aydır kamuoyu desteğini ciddi ölçüde arkasına almayı başardı. Yaşadığı (ve hala yaşamakta olduğu) mahkeme süreci sonrasında kendisini özgürülük savaşçısı olarak tanımlayan Kim Dotcom’un 19 Haziran tarihinde açtığı Twitter hesabı şu anda 110.000′in üzerinde takipçi sayısına ulaşmış durumda. Özellikle rap ve tekno müzikle ilgilendiği bilinen Dotcom şimdi de YouTube üzerinde bir klip yayınladı.

Kendisine ait web sitesinde ayrıca bir imza kampanyası ve online oylama da başlatan Dotcom, ABD hükümetinin aslında internete ve ifade özgürlüğüne karşı savaş açtığını belirterek milyonlarca Megaupload kullanıcısının dosyalarını bir an önce iade etmesi gerektiğini açıklıyor. Dotcom, internet kullanıcılarına ünlü dosya paylaşım sitesinin 1 Kasım tarihine dek açılmaması halinde yine de Obama’ya oy verip vermeyeceklerini de soruyor. Bu haberi hazırlarken baktığımızda yine de oy veririm diyenlerin sayısı 7.000 ve oy vermem diyenlerin sayısı ise 22.500 seviyelerindeydi. Dotcom’un Youtube üzerindeki klibi ise 437.000 izlenme rakamına ulaşmıştı.

 

iPhone 4 ve 4S kullanıcılarının en çok şikayet ettikleri konularının başında telefonlarının pil ömrünün kısa olması geliyor. Her yeni iPhone modeli eklenen özellikler sonrası daha çok güce ihtiyaç duyarken pil gücü aynı oranda artırılamıyor. Birkaç basit ipucu ile iPhone 4 ve 4S modelinin pil ömrünü artırmak mümkün.

iPhone’da en fazla pil tüketimine neden olan servislerin başında GPS (Konum servisleri) geliyor. iPhone uygulamalarının büyük bir kısmı konum bilginizi alabilmek için GPS kullanıyor.

iPhone GPS ayarlarını tamamen kapatabileceğiniz gibi uygulama bazında da kapatma yapabilirsiniz. Sık kullandığınız ve konum servislerini çok gerekli görmediğiniz uygulamalar için bunu kapatabilirsiniz. Ayarlar> Konum Servisleri menüsünden ilgili ayarları düzenleyebilirsiniz.

iOS 5 ile birlikte gelen iPhone’umu Bul özelliği, telefonunuzun kaybolması veya çalınması halinde harita üzerinde telefonunuzu bulmanızı ve uzaktan telefonunuza müdahale etmenizi sağlayan oldukça faydalı bir özellik. Konum Servislerini tamamen kapatırsanız bu özellikte devre dışı kalacaktır. Bu yüzden konum servislerini sadece gerekli görmediğiniz zamanlarda kapatmanızda fayda var. Ayarlar> iCloud menüsünden ilgili ayarları düzenleyebilirsiniz.

3G bağlantıya göre daha hızlı veri iletişimi sağlayan Wi-fi ağları (kablosuz ağlar), 3G ve Edge bağlantısına göre daha çok güç harcarlar. Wi-fi bağlantısını sürekli aktif tutmayarak pil ömrünü uzatabilirsiniz. Ayarlar> wi-fi menüsünden ilgili ayarları düzenleyebilirsiniz.

iPhone’da bir kez çalıştırdığınız uygulamadan home tuşu ile çıksanız bile uygulama arka planda çalışmaya devam ediyor. Arka planda çalışan uygulama hem hafızayı hem de pili kullanmaya devam ediyor. Arka planda çalışan bu uygulamaları, ana ekranda iken Home tuşuna arka arkaya iki kere basıp görüntüleyebiliriz. Burada uygulama ikonu üzerine uzunca dokununca ikonların sol üst köşesinde silme işareti belirecektir. Bu silme ikonlarına tıklayarak arka planda çalışan uygulamaları kapatıp hem hafıza hem de pil performansını artırabiliriz.

Bazı iPhone uygulamaları ilk kurulduklarında, Anlık bildirimler (Push Notification) göndermek için izin isterler. Anlık bildirimler özellikle son dakika gelişmelerden haberdar olmamız açısından faydalı bir özellik olsa da pil ömrünü olumsuz etkilemektedir. Ayarlar> Bildirimler menüsünden ilgili ayarları düzenleyebilirsiniz.

 

Sıcakların hepimizi nasıl bunalttığı malum. Ama elektronik cihazlarımız da en az bizim kadar çekiyor. Onları nelerin tehdit ettiğini ve koruma yöntemlerini merak ediyorsanız, makalemizi okuyun.

Otomobilin bir sauna ve solaryum olarak portresi

Yaz, güneş, yakıcı sıcak. Aşırı terleme, güneş çarpması, dolaşım problemleri bu havalarda bizinasıl tehdit ediyorsa, cep telefonları da aynı şekilde tehdit altında. Özellikle kapalı arabada bırakmak, cep telefonları için ölüm tehlikesi anlamına geliyor. Araştırmalara göre güneş altındapark edilmiş otomobillerin iç sıcaklığı 50 dereceye kadar çıkabiliyor. Bu ısı, koyu renkli kokpitlerde 60 derece bile olabiliyor.

Peki ne yapmalı?

Cep telefonunuzu, navigasyon cihazınızı, bilgisayarınızı, tabletinizi ya da fotoğraf makinanızı koruma olmaksızın güneş altında bırakırsanız cihazınıza geri dönüşü olmayan şekilde zarar verebilirsiniz. Yüksek sıcaklar pilleri, ekranları, mekanik parçaları ve işlemcileri olumsuz şekilde etkiler ve elektronik aygıtların ömrünü kısaltır. Peki ne yapabilirsiniz?

Cihazlarınızı korumanın yollarını ilerleyen sayfalarda sizler için derledik. Son sayfada da dayanıklıcep telefonlarından bir seçki bulacaksınız.

Piller boşalıyor, işlemciler yavaşlıyor, ekranlar siliniyor… Eğer cep telefonunuzu, navigasyon cihazınızı, tabletinizi ya da başka bir elektronik cihazınızı uzun süre güneş altında bırakırsanız kötü sürprizlere hazır olun.

Tehlike: Pil çökmesi

Hava çok sıcak olduğunda pil daha hızlı yaşlanıyor. Bunun nedeni de, pilin içinde oluşan elektrokimyasal süreçlerinher on derecelik ısı artışında neredeyse iki kat hızlanması. Bunun sonucunda pilin içinde gazlar oluşuyor ve buldukları zayıf noktadan sızıyorlar. Böylece pilin kapasitesi azalıyor ve bir süre sonra bozuluyor. Ayrıca yüksek ısılarda güç hücreleri kendiliklerinden boşalıyorlar. Dizüstü bilgisayarlarda ısı arttığı zaman havalandırma devreye giriyor ve fazladan pil kullanıyor. iPad gibi bazı cihazlar ise ısı arttığı zaman kapanıyorlar ve pil harcamıyorlar. Ancak bu önlem standart değil.

Tehlike: Sürücülerin takılması

Dizüstünüzü kullanırken dikkat: Eğer bilgisayarınızı yüksek ısıda kullanmaya devam ederseniz, işlemci ve grafik kartı gibi parçalar fazla ısınabilir. Dizüstü bilgisayarlar Stand-By modunda bile ısı üretmeye devam ederler. Bunun bir başka sonucu da bazı malzemelerin yüksek ısıda esnemesi nedeniyle örneğin sürücülerin mekanik kısımlarının takılması.

Tehlike: Yanık

Dikkat! Cep telefonlarınızın, navigasyon cihazlarınızın, bilgisayar ya da dijital fotoğraf makinelerinizin bazı kısımları, özellikle koyu renkli metalden olanlar çok hızlı ısınabilirler. Bunlara dokunduğunuzda cildiniz yanabilir.

Tehlike: Geçersiz garanti

Unutmayın: Sıcaklardan kaynaklanan arızalarda üreticiler neredeyse her zaman kullanıcı kusuru nedeniyle garantinin geçersiz olduğunu söylüyorlar.

Yöntem 1: 20 dereceyi hedefleyin

En kısa ifadeyle: Telefonunuzu doğrudan güneş ışını altında ya da uzun süre sıcakta bırakmayın. Bu tabi diğer cihazlar için de geçerli. Cihazlar için ideal ısı 20 derece (tabii bu havada bulabilirseniz).

Yöntem 2: Kapatın

En iyisi yüksek ısılarda cihazlarınızı hepten kapatın. Birçağrıyı kaçırmak, yeni telefon almak zorunda kalmaktandaha iyidir.

Yöntem 3: Bagaja koyun

Arabanızı güneşin altında park ettiniz ama bilgisayarınızı yanınıza almak istemiyorsunuz. O zaman en azından bagaja koyun. Böylece cihazınızı hem doğrudan güneş ışınlarından, hem de ısıdan korumuş olursunuz, çünkü arabaların bagajları daha serin olur.

Yöntem 4: Bekleyin

Eğer elektronik cihazınızı arabanızın içinde unuttuysanız elinize alır almaz kapatın (ama sakın elinizi yakmayın) ve normal ısıya düşene kadar çalıştırmayın. Dikkat:   Cihazın kendi kendine soğumasını bekleyin. Hızlı soğusun diye buzdolabına koymaya kalkarsanız cihazın içinde su yoğunlaşması tehlikesi yaratabilirsiniz.

Yöntem 5: Sarın ya da üstünü kapatın

Plaj gibi yerlerde telefonunuzun üzerine en azından bir havlu sermelisiniz. Çantanıza koymanızdaha bile iyi bir çözüm. Ama tabi gözünüz üzerinde olsun. Kalabalık yerlerde tek tehlike ısı değil…

Yöntem 6: Koruma kılıfı kullanın

Düzgün bir koruma kılıfı da işinize yarayacaktır. Ancak bu yöntemi kullanmaya karar verirseniz ucuz mal peşinde koşmayın. Burada kumaş ya da neopren doğru seçim. Bununla bağlantılıolarak son yöntem ise…

Yöntem 7: Plastik kılıflardan kaçının

İnce plastikten yapılmış ucuz cep telefonu kılıfları ısıda eriyebilir ve cihazınıza, hatta parmağınıza yapışabilir

 

Kaynak: http://bluetimeline.com/gen/sl/k5uu9kmu

 

Facebook, bu senenin başlarında sosyal ağdaki sahte hesapların oranının yüzde 5 ile 6arasında olduğunu açıklamıştı. Bu oran, sosyal dev için 40-50 milyon sahte kullanıcı anlamına geliyor. Bazı raporlara göre ise bu sayı çok daha fazla.

Temel olarak sahte hesapların iki türü bulunuyor. Bunlardan biri yazılım tarafından oluşturuluyor ve uzaktan yönetiliyor. Diğer tür sahte hesaplar ise gerçek olmayan bir kişiyi temsil etmek üzere gerçek bir kişi tarafından oluşturuluyor.

Yazılımlar tarafından yönetilen bot hesaplarını tanımlamak daha kolay, çünkü bu hesaplar insanlar gibi davranmıyorlar. Diğer tür sahte hesapları farketmek ise daha güç, çünkü zaman zaman gerçek insanlar gibi davranabiliyorlar.

Aşağıdaki maddeler, sahte hesapların sahip olduğu bazı anahtar özellikleri gösteriyor. Eğer bir hesap, bu faktörlerden üç veya fazlasına sahipse, onun sahte olduğuna hükmedebilirsiniz.

1. Eski görünüm: Sözkonusu Facebook sayfası hala zaman tüneli öncesi görünüme sahipse, bu onun sahte olduğunun bir işareti olabilir. Bu görünümü kullanan gerçek kullanıcılar tabi ki hala var, ancak sahte hesapların çoğu zaman tüneli görünümüne geçmemiş durumda.

Diğer işaretler: Çekici kadınlar ve fazlası…

2. Çekici kadınlar: Her çekici kadın bir bot olmayabilir, ancak sahte hesapların çoğu çekici bayan fotoğraflarından oluşuyor.

3. Çok az fotoğraf: Birçok bot, çok sayıda fotoğraf yüklemiyor. Bu tür hesaplar, tipik olarak 3-4 fotoğrafa sahip oluyorlar ve bu fotoğraflar, farklı kişilere ait olabiliyor.

4. Garip biyografiler: Sözkonusu hesaptaki kişinin yaşı, bitirdiği okullar ve çalıştığı yer arasındaki uyumsuzluklar, size onun sahte olup olmadığı hakkında bir fikir verebilir.

5. Mesajlarınıza cevap vermiyorlar: Bot’lar, arkadaşlık isteklerini kabul edebilseler de mesajlarınıza cevap veremiyorlar.

6. Genellikle boş bir duvar: Bot’ların duvarlarında bulacağınız şey, genellikle beğendikleri şeyler ve yeni arkadaşlıklarıdır. Bu hesaplarda kişisel güncellemeler görmeyi pek ummayın. Erkek kullanıcılar duvara birçok yazı yazmış olabilirler, ancak bunların cevapsız kaldığını göreceksiniz.

2 gün önce Dış İşleri Bakanlığı’nın web sitesini hackleyen RedHack’in Twitter hesabı (@RedHackTeam) askıya alındı. RedHack grubu, Twitter’da açılan başka bir hesaptan (@KizilHackerlar) faaliyetlerini sürdürüyor ve 10.000 civarında bir takipçi sayısına ulaşmış durumda. Ancak burada enteresan olan nokta, Anonymous’un veya LulzSec’in tüm ifşaatlarına rağmen hesaplarını bloke etmeyen ve yeri geldiğinde mahkeme kararlarına dahi direnen Twitter’ın yalnızca 1 günde RedHack hesabını askıya almış olması.

RedHack’in son eyleminde yabancı diplomatların kimlikleri ifşa edildiği, bu nedenle Amerikan Konsolosluğundan Twitter’a baskı geldiği ileri sürülmekte.

Son birkaç ay içinde yaptığı hack eylemleriyle adından çok söz ettiren RedHack grubu, 3 Temmuz’da bu kez Dış İşleri Bakanlığı’na saldırdı [1]. Saldırının gerekçesi, Suriye ile olan gerginliğe yanlış dış politikaların neden olduğu iddiası ve de 2 Temmuz tarihinin Sivas Katliamı’nın yıl dönümü olması olarak açıklanıyordu. Başlangıçta, hacker grubunun sadece Dış İşleri Bakanlığı web sitesinin bir sayfasını hacklediği düşünülüyordu. Ancak RedHack grubu, bakanlığın sunucularına da sızdıklarını duyurdu ve çok geçmeden de Türkiye’deki yabancı diplomatların kimlik bilgilerini ifşa etmeye başladı.

Bu gelişme üzerine ilk açıklamanın Dış İşleri Bakan Yardımcısı Naci Koru’dan geldi. Koru, Anadolu Ajansı’na yaptığı söylenen açıklamasında, bilgisayar korsanlarının Bakanlığa başvuruların kabul edildiği internet sitesini hacklediklerini açıkladı. Bakanlığın ya da devletin güvenliğini ilgilendiren hassas bilgiler veya kriptoların bu sitede yer almadığını bildiren Koru, yabancı misyon mensuplarının bilgilerinin yayınlanması üzerine harekete geçtiklerini açıkladı. Yapılan açıklamaya göre Dış İşleri Bakanlığı, bilgilerin paylaşıldığı Dropbox programının kullanımının engellenmesi için başvuruda bulunmuş.

Ancak kapatılan Dropbox değil, RedHack’in Twitter hesabı oldu. Üstelik ünlü hack grubunun hesabı yalnızca 24 saat içinde yani jet hızıyla kapatıldı. Peki bu nasıl gerçekleşti derseniz, RedHack tarafından yayınlanan belgelerin türüne ve yapılan diğer açıklamalara göz atmak gerekiyor. Yayınlanan belgeler, Türkiye’deki yabancı diplomatların kimlik bilgileriydi. ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nin de Dışişleri Bakanlığı’nın sitesini hackleyen Redhack’ı ABD elçiliğinin personelini deşifre ettiği için kınayan bir açıklama yaptığı söyleniyor. Dolayısıyla RedHack’in Twitter hesabının jet hızıyla kapatılmasında Türk makamlardan ziyade ABD’nin etkin bir rol oynadığı akla gelmekte. Turk.internet.com olarak bu konuda Avukat Serhat Koç’un değerlendirmelerini aldık.

Bilişim Hukuku konusunda ülkemizdeki uzman avukatlardan birisi olan Serhat Koç, Twitter’ın yayınladığı ve bizim de haberini yaptığımız Şeffaflık Raporu’na dikkat çekerek, büyük ihtimalle Türk makamlarından Twitter’a bir istek gönderilmesi yerine, ABD Adalet Bakanlığı’na doğrudan yazı yazılmış olabileceğini söylüyor.Serhat Koç, Türk makamlarının ABD makamlarıyla doğrudan teması ile sürecin çok daha hızlı yürümüş olabileceğini ve 24 saat içinde RedHack Twitter hesabının askıya alınmasının sağlanmış olabileceğini ifade ediyor.

Bunun üzerine Koç’a bakanlıklar arası yazışmaların ve bürokratik işlemlerin 24 saat içinde tamamlanıp tamamlanamayacağını sorduk. Avukat Serhat Koç, sıradan vatandaşları ilgilendiren normal durumlarda bakanlıklar arası yazışmaların 1 yılı bulabileceğini ve en iyi koşullarda bile bu yazışmaların birkaç haftada tamamlanacağını söylüyor. Ancak Koç’a göre, bakanlık yetkilileri önce telefonla veya e-imza barındıran resmi bir mail ile durumu izah etmiş ve gerekli resmi yazışmaları müteakiben göndereceklerini açıklamış olabilirler. Koç, iyi niyet çerçevesinde ve birbirleri ile sıkça ortak çalışma yapan kurumların böyle durumlarda resmi yazışmayı beklemeden de harekete geçebileceklerini söylemekte.

RedHack’in Twitter hesabının 24 saat içinde askıya alınmasına sebep olabilecek bir diğer unsur ise, Türk makamlarından bağımsız olarak, diplomatlarına ait kimlik bilgileri ifşa edilen ABD’nin kendi inisiyatifi ile hareket geçmesi. Bu konudaki iddiaları hatırlattığımız Avukat Serhat Koç, çok güzel bir konuya değindiğimizi zira ülkemizde her engellemede Türk hükümetinin sorumluluğunun arandığını oysa bazen ABD yönetiminin (veya başka ülkelerin / kurumların) haklarının çiğnendiği hallerde direkt olarak devreye girebileceklerini söylemekte.

Serhat Koç’a göre Dropbox’ın yasaklanması (daha doğrusu erişime engellenmesi) teklifi ise hiçbir şeye çözüm sağlamayacak sığ bir yaklaşım. Erişime engellemenin aslında çözüm olmadığını YouTube örneğinde veya Blogspot engelleme örneğinde de gördüğümüzü anlatan Koç, bu yaklaşımın bir çare olmadığını teknolojiden anlayan bakanlık danışmanlarının da gayet iyi bilmeleri gerektiğini ancak bu çalışanların siyasi irade karşısında düşüncelerini ifade edemiyor olabileceklerini belirtiyor.

Bu arada, Twitter’da pek çok konu bir anda trending topic listesinde yer alırken RedHack’in yaptığı bu sarsıcı hack eyleminin TT olmaması son derece enteresan. Hatırlarsanız, benzer bir şekilde bir uçağımızın düşürülmesiyle başlayan Suriye gerginliği de Twitter‘ın Trending Topic bölümüne oldukça az yansımıştı. Twitter’ın bu konuda sansürcü bir tutum izlediği ve ülkelerin ulusal hassasiyet gösterdikleri konuları tartışmaya kapatmasa bile en azından Trending Topics bölümünde göstermediği ileri sürülmekte.

RedHack’in Twitter hesabının kapatılmasıyla ilgili olarak gördüğünüz üzere pek çok iddia gündemde. Bu konuda net bir bilginin olmaması ise, yetkililerin yeterli ve doğru bilgilendirme yapmamalarından kaynaklanıyor. Örneğin bu olayın birinci elden muhatabı durumundaki Dış İşleri Bakanlığı’nın Anadolu Ajansı’na açıklama yaptığı söylenmekte. Ancak bakanlık web sitesinde olayla ilgili tek bir açıklama bile olmaması düşündürücü. Benzer durum çeşitli açıklamalar yaptığı söylenen ABD Ankara Büyükelçiliği için de geçerli. Biz iki kurumla da temasa geçerek açıklama talep ettik. Bu açıklamalar elimize ulaştığı takdirde onları da yayınlıyor olacağız.