BALİSTİKA ile faili meçhul olaylar daha hızlı aydınlanacak
TÜBİTAK, dünyadaki en iyi balistik inceleme sistemlerinden birini geliştirdi. Sistem ile silahların kovan ve çekirdek üzerinde bıraktıkları izler 3 boyutlu incelenerek olay, kişi ve silah ilişkileri gibi bilgiler tek bir veri tabanında toplanacak.

TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü, Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığı ile yaptığı ortak çalışma ile silahların kovan ve çekirdek üzerinde bıraktıkları izleri 3 boyutlu inceleyebilen bir sistem geliştirdi. Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığı arşivlerinde bulunan kovanlar ve olay bilgilerini ilk kez tek merkezde (veri tabanında) depolayacak olan 3 boyutlu sistem, arşivlediği tüm verileri karşılaştırarak çok sayıda olayın hızlı bir şekilde aydınlatılmasını sağlayacak. Proje kapsamında üretimi tamamlanan veri giriş ve sorgulama üniteleri öncelikle Ankara, Adana ve İzmir’deki Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüklerine kurulumları yapılan sistem, balistik uzmanlarınca yapılan testleri başarıyla geçti.

Sistem ile tabanca ve tüfek gibi ateşli silahların kovan ve mermi çekirdekleri üzerinde bıraktıkları izleri inceleyen balistik uzmanlar, bu izleri karşılaştırarak kovan ve mermi çekirdeklerinin aynı silahtan atılıp atılmadığına karar verebiliyor. Elde edilen bilgilerle değişik kriminal olaylar arasındaki ilişkileri ortaya çıkarmak mümkün oluyor. Ancak, karşılaştırma işleminin balistik verilerinin arşivlendiği bölgelerde ayrı ayrı yapılması ve gün geçtikçe artan delil miktarı, yeni delillerle eldekilerin karşılaştırılmasını gittikçe zorlaştırıyor.

Yaşanan sorunun çözümü için TÜBİTAK ve Emniyet Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokolle başlatılan BALİSTİKA 2010 Geliştirme Projesi, bütün bu sorunları ortadan kaldıran, daha kısa sürede etkin ve verimli sonuçlar alabilen benzeri dünyada sayılı olan bir sistemi ülkemize kazandırdı.

TÜBİTAK UZAY tarafından geliştirilen sistem, çeşitli olaylardan ele geçirilen silahların, merkezi veri tabanında bulunan ve silahı tespit edilemeyen olaylardan toplanan verileri karşılaştırma özelliğine sahip. Sistemin en önemli özelliklerinden biri de daha fazla ayrıntı ve daha az hata veren 3 boyutlu veri alma ve gösterme yeteneğine sahip olması. Karşılaştırma verileri ve eşlik eden bilgiler, sistem sayesinde bir arada saklanarak sorgulanabiliyor. Sitemin getirdiği bu yenilikler, hukuki bir sorumluluk üstlenen uzmanın vereceği kararda büyük yardımcı olacak.

Dünyada İlklerin Projesi: BALİSTİKA

BALİSTİKA 2010 Balistik Görüntü Analiz ve Tanıma Sistemi, daha önce yerli olarak geliştirilen ve dünyada ilk kez kovan ve mermi çekirdeklerinin 3 boyutlu verisini kullanarak karşılaştırma yapan BALİSTİKA sisteminin gelişmiş bir versiyonu. BALİSTİKA 2010, kovan ve mermi çekirdeği bilgileri yanında bu bilgileri başka bilgilerle ilişkilendirmek için çok yararlı olan olay, kişi ve silah ilişkileri gibi bilgileri de kapsamlı bir veri tabanında saklama yeteneğine sahip. Sonuç olarak, olaya karışmış silah ve faillerin hızla tespit edilmesinde büyük destek sağlayacak olan sistem, silahı tespit edilemeyen olayların ve terör olaylarının aydınlatılmasında yardımcı olacak. Sistem, kolaylıkla daha yüksek yeteneklere ulaşabilmesi amacıyla, çok büyük hesaplama gücüne ihtiyaç duyan kovan ve çekirdeklerin karşılaştırılmasını, bilgisayarlar arasında dağıtabilen bir yapıda tasarlandı.

Türk Mühendislerin ve Kriminal Polisin Başarısı

BALİSTİKA 2010, sadece ülkemizde değil, yurtdışında da ses getirecek bir sistem olma yolunda ilerliyor. Proje TÜBİTAK Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı (1007) tarafından destekleniyor. Kriminal Polis Laboratuvarları ve TÜBİTAK mühendislerinin yerli kaynaklar kullanarak üretilen BALİSTİKA 2010, dünya pazarına başarı ile ismini duyuracak.

Proje Testleri Başarıyla Geçti

Üretimi tamamlanan veri giriş ve sorgulama üniteleri öncelikle Ankara, Adana ve İzmir’deki Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüklerine kuruldu. Başarı ölçütlerindeki tüm kriterleri karşılayan sistem, Emniyet Genel Müdürlüğü’nden de tam not aldı. Bundan sonraki aşamada ise, sistemin farklı merkezlerden kullanılabilmesi amacıyla ana sistemle bağlantısı olacak şekilde EGM bünyesindeki tüm Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüklerine yaygınlaştırılması hedefleniyor.

İlk sürümünün 1999 yılında Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı tarafından kullanılmaya başlanmasının ardından, gelen talepler doğrultusunda, TÜBİTAK UZAY araştırmacıları BALİSTİKA üzerinde iyileştirme çalışmaları yürüttü. 2005’den itibaren Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları ile görüşmeler ve ortak çalışmalarla sistemin yetenekleri artırıldı.

InterDigital firmasından WiFi- 3G ve LTE konusunda 1700 kadar patent satın aldığı açıklanan Intel, mobil alanda iddiasını arttırmaya çalışıyor. Bu yılın 3cü çeyreğinde tamamlananacağı bildirilen satış işlemi için Intel 375 milyon $ ödedi.

Intel’in Başkan Yardımcısı Doug Melamed konuyla ilgili olarak şu açıklamaları yaptı:

Bu patentler, Intel’in mobil alandaki stratejik yatırımlarını destekleyecektir. Bu patentlerin alımı ile fikri haklar portföyümüz güçleniyor ve genişliyor.

InterDigital satılan patentlerin tüm patentleri içinde küçük bir grubu teşkil ettiğini söyledi. InterDigital Başkan Yardımcısı Scott McQuilkin, konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi:

InterDigital teknolojilerinden bir kısmının, Intel gibi global bir teknoloji lideri tarafından satın alınmış olması, araştırma ve geliştirme ekiplerimizin yarattıklarının, dünya standartlarını oluşturan düzenleyicilerle birlikte, teknolojinin gittiği yönü tanımladığı ve bu teknolojinin dünya kablosuz sistem ve cihazların merkezi olduğunun onaylanmasıdır.

Bu patentlerin bazılarının Apple ve Google gibi firmaların arasındaki mobil savaşlardaki satranç taşları olabileceği yorumu yapılıyor.

Intel Mobil Sektöre Girmeye Çalışıyor

Son 30-40 yıldır dünyayı yönlendiren firma diyebileceğimiz Intel, Apple’ın iPhone ve arkasından iPad’i yaratması ve bunlarda ARM işlemci kullanması ile birlikte gerilemeye başladı.

Çünkü Intel’in kendi pazarı olan sunucu-Pc sektörünün gerilemeye başlaması yetmezmiş gibi, bir de üstüne HP ya da Dell gibi sunucu firmaları artık ARM da kullanacaklarını açıkladılar.

Intel’in mobil pazara giriş çabaları ise, Wimax teknolojisine yatırım yapması nedeniyle yani başka yere bakması yüzünden bu gelişmeleri yakalayamadı.

Intel şimdi hem kendi pazarındaki gerileme, hem de oluşan yeni pazarda yer almak için çabalıyor. Mobil patentleri satın almayı bu kapsamda değerlendirmek gerek.

Intel ülkemizde de “metfield” kod isimli işlemci ile Fatih projesinde yer almaya çalışıyor.

Twitter çöktü

Yorum Yok, Kategori(ler): Bilişim Teknoloji. Yazar: admin

Twitter’a ulaşmak isteyen kullanıcılar, bir süredir siteye PC’den veya mobil cihazlardan erişemiyorlar. Hizmete üçüncü parti araçlarla da erişilmiyor.

Twitter, az önce Status sayfasında yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Kullanıcılar, Twitter’a erişmekte sorun yaşayabilir. Mühendislerimiz şu an sorunu gidermek üzere çalışıyorlar.” Dolayısıyla Twitter yetkilileri, sorunun detayları hakkında şimdilik herhangi bir bilgi vermiyorlar.

Twitter tutkunları, tweet’lerine bir süre ara vermek zorunda kalacaklar gibi görünüyor.

YouTube’un aldığı karara göre, youtube-mp3.org veya benzer siteler aracılığıyla artık sitedeki müzik video’larını mp3′e çevirmek mümkün olmayacak.

Sitenin avukatları, hukuki sürece uymayan sitelere birer birer ihtarname gönderiyor. Youtube-mp3.org da sunucularının bloke edildiğini belirtiyor. Şİmdiye kadar kendi elleriyle bu hizmeti sağlayan YouTube’un böyle bir karar alması ise düşündürücü…

Bilindiği üzere YouTube yıllardır Warner Music Group ve Universal gibi plak şirketleriyle iş birliği içinde. Müzikler her zaman ücretsiz olsa da çoğu videolar sizi, satın almanız için iTunes, Google Play ve AmazonMP3 gibi sitelere yönlendiriyor. Ancak müzik videoları promosyon amaçlı yayınlansa da onları kolayca ve ücretsiz olarak mp3′e çeviren “dönüştürücü” siteler, telif hakkı sahiplerini fazlasıyla kızdırmakta.

Youtube-mp3.org’dan Philip, yazdığı açık mektupta Google‘ı “iki yüzlü” olmakla suçladı. Basılı yayımları, bazı yayımcıların ödeme talep etmelerine rağmen ücretsiz ve izinsiz paylaşan Google’ın, sahibi olduğu video sitesinde niçin böyle bir uygulamaya gittiğine anlam veremediğini söyledi.

Bu tarz sitelerin uzun zamandır ortalıkta olmasına rağmen YouTube’un neden fikrini değiştirdiği merak konusu. Şüphesiz bunda telif hakkı sahiplerinin payı büyük. Ancak ne kadar önlem alınırsa alınsın, bu sitelerin her zaman var olacağı, biri kapatıldığında diğerinin vakit kaybetmeden türeyeceği de aşikar.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, ”istanbul” ve ”ist” şeklindeki üst düzey alan adı uzantıları (domain) talebiyle, İnternet Tahsisli Sayılar ve İsimler Kurumu’na (ICANN) başvurduğu bildirildi.

Büyükşehir Belediyesi‘nden yapılan açıklamaya göre, ICANN’a, 30 Mayıs 2012′de sona eren başvuru sürecinde, dünya çapında bin 930 adet yeni alan adı uzantısı talep edildi.

Açıklanan listede New York, Londra, Berlin, Barcelona, Moskova ve Sidney gibi metropollerin dahil olduğu 66 yerleşim de internet alan adı talebiyle yer aldı. Türkiye’den ise yalnızca İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul adına başvurdu. ”istanbul” ve ”ist” olarak alan adı talep eden Büyükşehir Belediyesi, 370 bin dolar olan başvuru ücretini de yatırdı.

ICANN‘ın yeni üst düzey alan programı değerlendirme sürecinin Temmuz ayında başlayacağı, başvuruların atamasının ise gelecek yılın Ocak ayında yapılabileceği kaydedildi.

Kabul görmesi halinde, internette ”istanbul” ve ”ist”, ”com”, ”net”, ”org” gibi, alan adı uzantısı olacak.

Popüler arama motoru Yandex’in arama sonuçları artık ilgili “tweet”leri de içerecek!

Twitter’da paylaşılan mesajları, çok kısa bir süre içinde Yandex arama dizinine ekleyerek kullanıcılar tarafından bulunabilir kılan Yandex’in yeni hizmeti, 4 milyona yakın Türkçe kullanan Twitter kullanıcısının mesajlarının tamamını içeriyor. Diğer dillerde yazan popüler Twitter kullanıcılarının mesajlarını da kapsayan hizmetin kapsamına, içeriği herkese açık olmayan kullanıcı hesaplarının mesajları dahil edilmiyor.Bir Twitter kullanıcısı hakkında bilgi arandığında, ilgili Twitter hesabına yönlendiren bir bağlantının yanı sıra, hesaba ait kısa bilgilere ve söz konusu hesaptan atılan en son üç tweet’e de Yandex arama sonuçları sayfasından ulaşılabiliyor. Aynı şekilde, bulunan Twitter hesabı ister Yandex arama sonuçları sayfasından ayrılmadan takip edilmeye başlanabiliyor, ister bir tweet yanıtlanabiliyor, retweet edilebiliyor veya favorilere eklenebiliyor.

Ayrıca, Yandex hesaplarına giriş yapmış ve profilleri Twitter hesaplarıyla bağlantılı kullanıcılar, Twitter’da takip ettikleri hesaplardan gönderilen ilgili ve güncel tweetler’i de arama sonuçlarında özel olarak işaretlenmiş bir şekilde görebiliyor.

Yandex Arama Servisleri Müdürü Anton Pavlov, “Son zamanlarda aramada sosyal medya konusuna odaklanan Yandex’in Twitter ile işbirliği, bu alandaki çabamızı önemli ölçüde güçlendiriyor. Kullanıcıların haber paylaştıkları, fikir alışverişinde bulundukları ve güncel konular üzerinde gerçek zamanlı olarak tartıştıkları bir ortam sağlayan sosyal ağların içeriğini arama dizinimize katmakla, kullanıcılarımıza daha ilintili arama sonuçları sunmak konusunda önemli bir adım attığımıza inanıyoruz” diyor.

Twitter aramaları için: twitter.yandex.com.tr

Yandex.com.tr üzerinde Twitter ile ilgili arama sonuçlarına klasik arama sonuçlarıyla bir arada ulaşılabilirken, arama sonuçlarının tamamen Twitter ile alakalı olması istendiğinde, özel olarak bu amaç için tasarlanmış olan twitter.yandex.com.tr adresi kullanılıyor. Aramalar, Twitter kullanıcı adlarına ve “hashtag”lere (etiketler) göre de yapılabiliyor.

10. Teknoloji Ödülleri Sahiplerini Buldu
TÜBİTAK, TTGV ve TÜSİAD tarafından bu yıl 10.’su düzenlenen “Teknoloji Ödülleri” Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı Nihat Ergün, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Yücel Altunbaşak, TTGV Başkanı Cengiz Ultav ve TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner’in katıldığı törenle sahiplerini buldu.

Dört farklı firma ölçeği ve iki farklı kategoride belirlenen 27 finalistin rekabet ettiği “10.Teknoloji Ödülleri”nde Büyük ödülü kemik eğriliklerinin düzeltilmesi için bilgisayar destekli dairesel fiksatör sistemi geliştiren Tuna Medikal aldı. ANKA – Orta İrtifa Uzun Havada Kalışlı İnsansız Hava Aracı Sistemi ile TUSAŞ; InP Bazlı Qwıp Dedektör Üretim Süreci Tasarımı projesi ile ASELSAN; Seyyar Yüzücü Hücum Köprüsü (SYHK) ile FNSS Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü.Yeni Nesil Yüksek Performans Fren Hortumu ve Test Makinesi Geliştirilmesi ile Teklas Kauçuk Büyük Ölçekli Firma kategorisinde Ürün Ödülü’nü alırken; Mİlimetre Dalga Malzemeye Gömülü Dalga Kılavuzu Anten Tasarımı ile Meteksan Orta Ölçekli Firma kategorisinde Ürün Ödülü’nü; Denim Sektöründe Kumlama Yerine Lazer Teknolojisi ile LST Lazer Küçük Ölçekli Firma kategorisinde Ürün Ödülü’nü ve 6 KW Nanosaniye Atımlı Fiber Lazer Sistemi ile de FİBERLAST Mikro Firma kategorisinde Ürün Ödülü’nü aldı.

Mandıra Çiftliklerinde Verimliliği ve Kaliteyi Artırıcı Otomasyon Sistemi ile TRIODOR Büyük Firma Ölçeğinde Süreç Ödülü’nü alırken; Güneş Enerjisini Yüksek Verimle Isıya Dönüştüren Nanokaplamaların Rulodan Ruloya Sürekli Üretimi projesiyle ile Selektif Teknoloji ise Mikro- Küçük-Orta Ölçekli Firma kategorisinde Süreç Ödülü’nün sahibi oldu.

2023 Ar-Ge hedefi yüzde 3

Törende konuşan Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı Nihat Ergün, Türkiye’nin her alanda olduğu gibi teknoloji alanında da yükseliş trendin olduğunu belirterek, “Bu alanda geç kaldık, diyebiliriz, ancak biz teknoloji geçmişi olmayan bir ülke değiliz. Teknolojiye yakınız ve yatkınız. Bilim ve teknolojide yükselmeye devam etmeliyiz” dedi. 10 yıl önce Türkiye GSMH’sini 230 milyar dolar olduğunu anımsatan Bakan Ergün, bugün ise bu rakamın 800 milyar dolara çıktığını ifade etti. Bakan Ergün. “Şu an bu rakamın yüzde 1’e yakın kısmını Ar-Ge’ye ayırıyoruz. 2023 yılında ise bu rakamı yüzde 3’e çıkaracağız. Ancak 2023 yılı GSMH hedefimiz 2 trilyon dolar. Hedefimiz büyük” dedi. Hükümet olarak girişimcilerin her zaman yanında olduklarını ve desteklerinin süreceğini ifade eden Bakan Ergün, “Bunu da başlattık. Genç ve dinamik bir nüfusa sahibiz. Bunun kıymetini bilmemiz lazım. Hem Ar-Ge’yi önemsemeliyiz, hem de genç nüfusumuzun varlığını korumalıyız. Çocuklarımız da olsun, teknolojimiz de. Bunlar birbirini ortadan kaldıran şeyler değil. Bunu koruyan ülkeler öneli sıçramalar yapıyorlar” dedi.

TÜBİTAK’tan girişimcilere 550 bin TL hibe

Girişimcilere yönelik başlattıkları destek paketleri ile ilgili bilgiler de veren Bakan Ergün, “Teknoloji Girişim Sermayesi desteğini başlatmıştık. Bu proje ile genç girişimcilerimizi fikirden pazara kadar destekliyoruz. Geldiğimiz noktada fikirleri aldık ve şirket kurulumlarını sağlamaya başladık. Bu aşamadaki desteğimiz 100 bin TL hibe şeklinde olu. İkinci ve üçüncü aşamaya gelmiş bulunuyoruz. İkinci aşamada TÜBİTAK bu girişimcilerimize protatip ortaya çıkarmaları için 550 bin TL yine hibe desteği verecek. Son aşama ise pazarda yanı sahada başlıyor. Bu noktada da bir fon oluşturacağız ve bu fona şirketler destek verecekler. Destek verdiğimiz girişimciler bu fondan yararlanarak pazarda kendilerini kanıtlayacaklar. Bu fona katkı sağlayan firmalar ise, fondan elde edecekleri gelirlerinden  5 yıl boyunda vergi muafiyeti sağlayacaklar” diye konuştu.

Teknoloji Transfer Ofisleri bölgesel ve sektörel olmalı

Törende konuşan TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner ise, teknoloji ve inovasyonda yetkinliği artırmaya yönelik çalışmaların, bu alandaki başarıların ne kadar elzem olduğuna bir işaret olduğunu vurguladı. Ümit Boyner, “Sıçrama yapmak istiyor isek, teknolojik ve yüksek katmadeğerli bir yapıya geçilmesi gerekiyor” dedi. Ümit Boyner, “Bu alanda ülkemizin daha çok gelişmesi için tüm bileşenleri de aynı çerçevede değerlendirmemiz ve önem vermemiz gerekiyor. Bunlardan birisi mevzuatlardır. Ar-Ge ve inovasyon ile ilgili kapsamlı bir teşvik ve destek mevzuatı geliştirmiştir. Mevzuattaki bazı uyumsuzlukların da azaltılması gerekiyor” dedi. Ülkemizin teknolojik alanda ilerlemesindeki bir başka bileşenin insan unsuru olduğunu ifade eden Ümit Boyner, “OECD tarafından yapıla araştırmalarda ülkemizin eğitim kalitesine yatırım yapması gerektiğini ortaya koyuyor. Yaratıcılık, analitik ve eleştirel becerilerin eğitim sistemine kazandırılması gerekiyor. İnovasyonda yetkinleşmek, bu alanlarda daha ileri seviyede olmamızı zorunlu kılıyor” dedi. Türkiye’deki kurulmaya başlanan Teknoloji Transfer Ofisleri’ni önemsediklerini de açıklayan Ümit Boyner, bu ofislerin bölgesel ve sektörel olarak yaygınlaştırılmasının önemli olduğunu söyledi. Ümit Boyner ayrıca, girişimcilik ekosisteminin de iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye artık bir üst lige çıkmak zorunda

Törende konuşan TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Yücel Altunbaşak ise, yarışmaya katılan firmaların yüzde 65’lik kısmını küçük işletmelerin oluşturduğuna dikkat çekerek, “Buradan da anlaşılıyor küçük işletmelerimiz Ar-Ge ve inovasyona büyük önem veriyorlar” dedi. TÜBİTAK’ın bir dönüşüm sürecinde olduğunu da söyleyen Altunbaşak, “Artık sanayicilerimiz ile çok daha yakın noktada olacağız. Sanayicilerimizi daha yukarılara taşımak için ne gerekiyorsa yapacağız. Ülke olarak artık bir üst lige geçmeliyiz. Bunu da Arge, inovasyon ve girişimilik ruhu olmadan yapmamız mümkün değil. Güney Kore ile 20 yıl önce aynı seviyede idik, ancak geldiğimiz noktada Güney Kore GSMH’nin yüzde 3.3’ünü Ar-Ge’ye ayırırken, bizde rakam yüzde 0.84. 2023 vizyonu iyi bir takvim. Ama yerimizde durduğumuz takdirde arkamızdakiler bizi geçecek. Treni bir kez kaçırırsak, yakalamamız çok zor olur. Tek çıkış, Ar-Ge, İnovasyon ve girişimcilikten geçiyor. Bunun temelini de eğitim oluşturuyor” diye konuştu.

Törende konuşan TTGV Başkanı Cengiz Ultav ise, 20 yıl içerisinde dünyanın inovasyonda finans ve bilişim alanlarına odaklandığına dikkat çekerek, “Bu alanlarda çok büyük gelişmelerin olduğunu görebiliyoruz. Ama örneğin gıda, eğitim, ulaşım ve sağlık alanlarında aynı gelişmeleri göremiyoruz. Örneğin eğitim alanında geometri dersleri neredeyse unutuluyor. Hatta üniversitelerde yeniden geometri eğitim sistemi içerisine dahil edilmeye başlandı” dedi.

10. Teknoloji Ödülleri’ne rekor başvuru

Süreci 13 Eylül 2011 tarihinde başlayan 10. Teknoloji Ödülleri kapsamında 192 adet ön başvuru alındı. Bu rakam, 9. Teknoloji Ödülleri’nde alınan başvurudan sonra 1998 yılından itibaren alınan en yüksek başvuru rakamı. Değerlendirme sonunda 27 proje finale kaldı. Projelerin 20’sı ürün, 7’si ise süreç odaklı Ar-Ge ve yenilik projeleri. Finalist projelerin yüzde 33’ü makine imalat, yüzde 22’si bilişim, yüzde 18.’i malzeme-metalurji ve yine yüzde 18.’i elektrik-elektronik sektörlerinden oluşuyor. Projelerin yüzde 59’u mikro ve KOBİ, yüzde 41’i ise büyük firma ölçeğinde. Öncelikli amacı, Türkiye’nin teknoloji üreten bir ülke konumuna gelmesi yolunda ulusal teknolojik birikimimize katkı sağlayan kuruluşları teşvik etmek olan Teknoloji Ödülleri, şirketlerin başarı öykülerini toplumun gündemine taşıyarak başarının altına imza atan şirketleri teşvik etmeyi, toplumda araştırma, teknoloji geliştirme ve yenilikçilik konusunda farkındalık yaratmayı ve diğer şirketleri de harekete geçirmeyi hedefliyor.

14 yılda toplam 674 başvuru yapıldı

“Teknoloji Ödülleri Programı”; TÜBİTAK, TTGV ve TÜSİAD tarafından Türkiye’nin teknoloji üreten bir ülke konumuna gelmesi yolunda yaratıcı, yenilikçi, teknik mükemmeliyete ve rekabet özelliklerine sahip ürün ve süreçleri değerlendirerek ödüllendirmek amacıyla 1997 yılında oluşturuldu. İlki 1998 yılında verilen Teknoloji Ödülleri kapsamında bugüne kadar 674 başvuru alınırken, bugüne kadar 8 şirket Büyük Ödül, 31 şirket Başarı Ödülü, 11 şirket Jüri Özel Ödülü ve 1 araştırma merkezi ile 1 araştırmacı Onur Ödülü’nü almaya hak kazandı. Teknoloji Ödülleri; ülkemizde “Ar-Ge” farkındalığının yaratılması, küresel boyutta rekabet edebilirliğimizde ve gelişmemizde Ar-Ge’nin öneminin anlaşılması, Ar-Ge altyapıları, destek mekanizmaları ve insan gücü konusunda işbirlikleri doğurmaya katkısı açısından önemli bir platform.

“SocialFolders.me” Facebook, Twitter, Google Plus gibi sosyal ağlarda paylaşılan dosyaların tek bir noktada yedeklenmesi için kurulmuş bir servistir. Ücretli olmasına karşın kısıtlı özelliklerle ücretsiz kullanmak mümkün.

 

Teknoloji dünyasında düzenli olarak kulağımıza gelen şeylerden biri de hayali, yanlış bilgiler. Kulaktan kulağa dolaşan ve arkadaşlarımıza yaydığımız bu bilgiler, zaman kaybından öte bazen cihazlarınıza zarar bile verebiliyor. İşte en çok rastlanan teknoloji efsanelerinden bazıları.
10. Daha iyi donanım özellikleri = Daha iyi cihazlar:Yeni bir PC satın almak için bir sonraki işlemcinin çıkışını bekliyorsanız, boş yere bekliyor olabilirsiniz. Bugün işlemciler, birçok kullanıcının ihtiyacından daha fazlasını sunuyorlar. Daha fazla RAM‘e sahip bir Android bekliyorsanız, bu durumda da boşa zaman geçiriyor olabilirsiniz.

9. Kayıpsız müzikler MP3‘den daha iyi duyuluyor: MP3 ile kayıpsız ses biçimleri arasındaki farkı sadece dikkatli bir dinleme ile duymayabilirsiniz. Bunun için iyi bir hoparlöre ve belirli tür bir müziğe (klasik veya jazz gibi) ihtiyacınız vardır. Bu, tabi ki FLAC dosyalarınızı çöpe atmanız gerektiği anlamına gelmiyor. FLAC’larınızı ileride farklı bir biçime dönüştürmede kullanabilirsiniz.

 

8. Android “task killer”lar: Sadece Android kullanıcıları değil, donanım üreticileri ve mobil sağlayıcılar da daha iyi bir performans ve pil ömrü için uygulamaları kapatan “task killer“ları kullanmamızı öneriyorlar. Ancak bunlar, genellikle mevcut olmayan sorunları (RAM’in bitmesi gibi) yönelikler. Bir Task killer sayesinde hız artışı sağlıyorsanız, bunun nedeni arka planda işleyişi bozulan bir uygulama nedeniyle olabilir. Task killer’ların telefonda başka sorunlara yol açtığı da biliniyor. Dolayısıyla çok eski bir telefonunuz ve çok eski bir yazılımınız yoksa, Android’de task killer uygulamalarını kullanmamalısınız.

7. Jailbreak yasadışıdır: Cebinizi jailbreak’lemek garantinizi ortadan kaldırabilir, ancak Copyright Office’e göre korsan uygulamaları kullanmadıkça bu işlem yasadışı değil.

6. Mac’de zararlı olmaz: Mac virüsleri, Windows’dakiler kadar yaygın olmasalarda Mac’ler de zararlılardan etkilenmektedirler.

5. Yeni cihazınız için ek garanti almalısınız: Ek garantiler her zaman umduğunuzu vermeyebilir: Zaman zaman sadece belirli durumları kapsayabilirler ve bazen cihazınızın başına birşey gelme olasılığı oldukça düşüktür. Ek garantilere para vermek yerine kendi ek garanti fonunuzu meydana getirmek ve para biriktirmek, sizi daha kârlı çıkarabilir.

4. Laptop’unuzun pilini mutlaka bitirmelisiniz: Pilinizi her kullandığınızda onu sonuna kadar bitirmeniz gerektiği, “hafıza efekti“ne sahip eski nikel kadmiyum pillerden kalan bir efsanedir.

3. Parola korumalı Wi-Fi ağları hacker’lar kıramaz:Parola korumalı bir ağda bulunmanız, onun güvenli olduğu anlamına gelmez. Herkese açık ve parola korumalı bir ağa bir hacker’ın bağlanarak trafiğinizi izlemesi olasıdır.

2. PeerBlock sizi Bittorrent’te güvende kılar: BitTorrent’te şifrelemeyi etkinleştirmek, sizi sadece servis sağlayıcınızın hız kısıtlamalarından koruyabilir. PeerBlock ise sizi isimsiz hale getirmekten çok uzaktır. Gerçekten anonim kalmak için bir VPN veya bir proxy hizmeti kullanmalısınız.

1. “X” ayar sisteminizi hızlandırır: Birçok kullanıcı, bilgisayarının performansını bir anda artıracak sihirli bir ayar arıyor. Ancak bunların çoğu abartılıyor ve aslında bu ayarlar, sisteminizin performansını düşürebilir.

Hackerlar, Google’ın botnet tespit eden sistemini deşifre ederek ağına erişmeyi başardıklarını açıkladı. ‘Arama Devi’, durumu fark etmesinden kısa bir süre sonra müdahale ederek daha ileri sızmaların önünü kapattı. Google, bunun için CAPTHCA olarak bilinen sistemini yamadı.

CAPTCHA (Completely Automated Public Turing test to tell Computers and Humans Apart) Carnegie Mellon School of Computer Science tarafından geliştirilen, bilgisayar ile insanların davranışlarının ayırt edilmesini amaçlayan bir proje olarak ifade ediliyor.

Yüzde 99 doğruluk sağlayan bir çözüm olarak bilinen CAPTHCA, Google’ın dışında Facebook, Craiglist ile 200 bini aşkın sitede botnetlerin otomatik giriş yapmalarını önlemek amacıyla değerlendiriliyor. Sistem, sesli ve ya karakter yazımı ile doğrulama yapılması şeklinde işliyor. Hackerların, daha önce de Google’a ait bazı web sitelerinin önyüzüne konulan parametreleri aşmayı başardıkları belirtiliyor.

Google’ın, son yaşanan olayı fark ettikten hemen sonra bir yama hazırladığı ve hackerların olayı bir “şova dönüştürmelerini” engellediği iddia ediliyor. Google’ın, kendi geliştirdiği CAPTHCA teknolojisini deşifre edebilen yöntem “Stiltwalker” adı ile anılıyor. Google’ın botnetleri defetmek amacıyla geliştirdiği CAPTHCA teknolojisini “alt eden” yöntemi Defcon hackerlarının geliştirdiği belirtiliyor. Defcon, ABD’nin Las Vegas kentinde her yıl düzenlenen dünyanın en büyük hacker buluşmalarına ev sahipliği yapmasıyla tanınıyor.

Uzmanlar, hackerların CAPTHCA sisteminin daha zayıf olduğu iddia edilen sesli doğrulama metodunu kullanarak Google’ın önyüzüne erişmeyi başardığını değerlendiriyor. Buna göre hackerlar, “arka plan sesi” (background noise) olarak adlandırılan testi ses karakteristiğini ölçen Spektogram kullanarak aştılar. Hackerlar, her bir frekansı parça parça tatbik ederek sesin nerede yükselmesi ya da nerede alçalması gerektiğini tespit ettiler.

Google, sözcüsü aracılığıyla yaptığı açıklamada hackerlardan önce davranarak CAPTHCA zaafiyetini ortadan kaldırdığını doğruladı. ‘Arama Devi’ gelecekte benzer bir durumun yaşanmaması için gerekenin yapılacağı mesajını paylaştı.